Mustafa Aygün'den

Mustafa Aygün'den

Yıllar önce IAF’nin ( uluslararası aikido federasyonu) kurucularından Georgio Veneri ile sohbet ediyorduk. Hemen hemen her ülkede hikaye aynı idi aikido hakkında. Önce bir Japon geliyor bir şekilde. Yıllarca kalıyor ve aikidoyu tanıtıyor. Siyah kemere kadar bir kaç tane öğrenci yetiştiriyor. Sonra ya ülkesine dönüyor ya da başka bir ülkeye gidiyor. Ve bıraktığı kıdemli öğrencileri kıyasıya bir rekabete giriyor. Herkes tek olmak, en büyük olmak istiyor. Aradan yıllar geçiyor ve ortalama 20 yıl sonra bakıyorlar ki kimse kimseyi silemiyor, bir şekilde ortak hareket etmeyi öğreniyolarlar. Yine herkes kendi yolunda ama temel kavramlarda, işlerde birlikte hareket ediyorlar.

Ülkemizde Aikido 32 senesini doldurdu. Hala kısır çekişmeler içerisinde yaşıyoruz.

Federasyon kurulalı yıllar oldu ama sonuçlarına bakınca keşke kurulmamış olsaydı diyesimiz geliyor.

Antrenör kursları artık eğitici olmaktan çıktı. Federayon için bir kazanç kapısı, kişiler için de çalışmalarını legalize eden bir kağıt parçası oldu.

15-20 gün sürmesi gereken eğitim süreci 2-3 gunde formaliteden yapılır hale geldi.

Zaten teknik olarak çok ama çok yetersiz kişilere siyah kemer dereceleri adeta bol keseden dağıtılır oldu.

Ortalık ‘hoca’ dan geçilmiyor. Herhalde Türkiye’deki aktif aikidocu sayısından daha fazla Aikido antrenör belgesine sahip kişi vardır.

Geçenlerde duydum, bir Hoca! kursa gidemeyen bir başkasına ‘ oğlum ver 500 tl sana da bir antrenör belgesi alayım’ diye söylüyor. Artık bu duruma geldik.

Federasyon kendi koydugu kurallara uymuyor. Ne antrenör kursunda sürelere dikkat ediliyor, ne antrenör kurslarına katılanların evraklarına dikkat ediliyor.

Antrenörlük bir çeşit meslek. Ve bu mesleği icra etmek için de en az lise mezunu olmak gerekiyor.

İstisnai durumlar dışında ( milli derece yapmak, yeni kurulan fedrasyon gibi ) bu bir kanundur. Ve bu kanuna uymamak da bir suçtur.

Eğitim ciddi bir iştir. Eğitim verecek kişilerin yetersiz olması hem sporcu hayatına zarar verebilir hem de aslında bir çeşit dolandırıcılıktır.

Hakkın olmayan bir yetkiyi almak, vermek, kullanmak ve kullandırmak suçtur.

İnsanlar iktidar konumunda iken bunun hep süreceğini sanıyor ve buna göre yaşıyorlar.

Etraflarındaki insanları gördükçe kendilerini çok önemli hissediyorlar. Halbuki etraflarındaki insanlar sadece çıkar amaçlı olarak sahte bir dostluk gösteriyorlar.

Bunun geçmişte çok örneğini gördük.

Çok sayıda federasyon başkanı ve komite başkanları gördük federasyonlar sürecinde.

Bugün onları kimse hatırlamıyor ama gerçekten aikidoyu seven, öğreten, emek veren bizler her zaman ayakta ve dik kaldık.

Ben Aikidoyu çok önemsiyorum. Çünkü ben 2-3 senede hoca olmadım. Hayatımı verdim bu uğurda. Geleceğimi riske attım. Çok zor günler geçirdim. Çok büyük zorluklarla mücadele ettim. Bugün eğer binlerce kişi Aikido yapıyor, milyonlarca kişi Aikidoyu biliyorsa bu kendi kendine olmadı. Bu nedenle Aikido söz konusu oldugunda konuşmama kimse engel olamaz. Kimse sınırlayamaz.

Bir kaç gün sonra Japonyadan gelen bir hoca ile seminerimiz var. Ben biliyorum ki aralarında hocam da olmak üzere pek çok kişi başarısız olmamız için uğraşıyor. Ama hiç kimse heveslenmesin. Biz başarılı olacağız. Aikidoya gönülden bağlı arkadaşlarımla, hoca arkadaşlarla birlikte bu seminerden de yüzümüzün akı ile çıkacağız.

Tüm hoca arkadaşlar böylesi bir seminerden 2 tane yeni bir şey öğrense bu tüm ülke için büyük bir kazançtır.

Kısır bir düşünce ile ‘sakın seminere gitmeyin yoksa Mustafayı yüceltirsiniz‘ diyenler; siz gelmeyin... Siz olmadan da bu seminer başarılı ve yararlı geçecektir.

Seminerin ilk gunu olan Cumartesi akşam son dersten sonra çektireceğimiz büyük aile fotografında yer almak herkes için bir gurur kaynagı olacaktır.

Aikido hayatımızdaki bu güzel buluşmada tüm Aikidocu arkadaşları görmeyi dilerim.

Hayat devam ediyor. Ve geleceğe olan umudumuz, inancımız herşeye rağmen artarak sürmeli.

Sevgilerimle