Mustafa Aygün'den

Mustafa Aygün'den

Ülkemizde spora hizmet eden, zor koşullar altında, yokluk içerisinde spor yapmaya çalışan, bu zor koşullarda dahi yılmayıp sadece yurt içinde değil, yurt dışında da büyük başarılara imza atmış çok sayıda insan var.

Ama nedense biz bu insanları sevmeyiz.

Biz bizim insanımızı sevmeyiz.

Bizden olanın başarısı bizi rahatsız eder.

Kıskanırız.

Çamur atarız.

Yüzyıllardır yabancı hayranlığı vardır bu toprakların insanında.

Benim çocukluğumun ilahlarından birisi idi Ahmet Enünlü. Vucut Geliştirmede uluslararasında büyük başarılara ulaşmış bir sporcu idi.

Bugün nerede olduğunu pek kimse bilmiyor. Ben de bilmiyorum. Ama isterdim ki büyüdüğü semtte bir heykeli olsun. Bir parkta, bir caddede heykeli olsun ve bugünün yetişen gençleri bu şampiyonumuzla gurur duysun.

Alex üstün bir futbolcu idi. Futbolu sevmesem de Alex, gördükçe izlemeye çalıştığım bir oyuncu idi. Kadıköyde, yoğurtçuparkın orada heykeli var. İyi ki de var.

Ama Kadıköy’lü nice büyük hocamızın hiçbir yerde izi yok.

Ben küçüktüm Hakkı Koşar büyük bir isimdi. İlerlemiş yaşına karşın hala bir Karate emekçisi olarak ter döküyor.

Ahmet Berkol Ökten benim hocam. Binlerce, onbinlerce sporcu eğitmiş.

Çok yıllar önce Fransa’da Aikido yaygınlaşmaya başlayınca, avrupada yaşayan Japon hocalar bir toplantıda Fransa’ya bir Japon hoca daha çağırmanın gerektiğini dile getirmiş. O yıllarda Avrupa’daki japon hocalar ortalama 5. Dan seviyesinde.

Fransız Aikidocular şiddetle itiraz etmişler. Eğer bir Şihan daha gerekiyorsa işte bizim Cristian Tissier’imiz var. O da 5. Dan. Japonya onu da Şihan olarak kabul etsin demişler. Ve bu birliktelik karşısında Aikikai Tissier Şihanı da Japon Şihanların statüsünde bir Şihan olarak kabul etmiş.

Bizim ülkemizde durum üzücü elbette. Benim hiç bir öğrencimin belgesinde ben Türk Hoca adı olsun istemiyorum diyenler dışarıdan hoca buluyor. ( Bü söz aynen böyle söylenmiştir. )

Bir bakıyorsun ismi cismi duyulmamış, kimsenin bilmediği, düşük teknik seviyede isimler bulunuyor dış ülkelerden ve bunlar gelip buralarda ders veriyor. Sonra bu kişiler geri döndüklerinde Türkiye’de ders verdik diyorlar. Ve elbette bunun sonucunda ülkemizin imajı yerlerde sürünüyor.

Ben bunları söylerken asla ve asla bu olmasın demiyorum. Beni çok ilgilendirmiyor. Sadece bir durum tespitinde bulunuyorum.

Dedim ya biz bizden olanı sevmeyiz.

Ama bizden olanı sevenler de az olmakla birlikte var.

UAO içerisindeki okullarımızın geçmişi 10 yılları devirmeye başladı. Derslerimizdeki siyah kemerli Aikidocu sayısı neredeyse her okulumuzda mevcudun yarısından fazla. Bu da derslerimizdeki teknik seviyeyi çok yükseltiyor. Adete her yeni başlayan özel hoca ile çalışıyor gibi oluyor derslerde.

Okullarımızın bir ucu Erzurum’da bir ucu İzmir’de.

Siyah kemer sahibi arkadaşlarımız 1. Dan ile 5. Dan arasında çeşitli derecelere sahip.

En eskisi 25 yıllık oldu siyah kemerlerimizin. Bir çeyrek yüzyıl, dile kolay.

Biliyormusunuz dojoda kurallarımıza en bağlı olan, en dikkatli çalışan, diğerlerine en çok yardım etmeye çalışan bu eski arkadaşlarımız.

Onlar artık Aikido çalışmıyor. Onlar Aikido olmuş.

Bu beni ne kadar mutlu ediyor bilemezsiniz.

Sevgi ve saygılarımla dostlarım.