Mustafa Aygün'den

Ülkemizde her gün yeni bir şey oluyormuş gibi geliyor bizlere. Sürekli bir hareket, sürekli bir heyecan var gibi. Ama gerçekte hep aynı olayları, kişileri, durumları yaşıyoruz. Bunu en iyi bir süre yurt dışına çıkınca anlıyorum. Döndüğümde bir bakıyorum ki giderken ne konuşuluyorsa yine aynı şeyler konuşuluyor. Kısır bir döngünün içinde debelenip duruyoruz. Hani o fareye benzer yaratığın içinde koştuğu çemberdeymişiz gibi geliyor bana. Ne kadar çok koşarsak koşalım durumda bir değişiklik olmuyor. Yoruluyoruz sadece.

Eğer gerçekten sadece bir kez dünyaya geliyor, sadece bir kez yaşıyorsak, bu şansımızı Türkiye’de kullanmak bir şans mı yoksa şanssızlık mı bilemiyorum.

Kopamıyoruz da bu ülkeden. En azından ben yapamıyorum. Elimdeki imkanlar çok rahat başka bir ülkede yaşamama elveriyor. Ama gidemiyorum.

Kimbilir belki de bu ülkede henuz yapacağım, yapmam gerekenler, yapmak zorunda olduklarım var olduğu içindir bu kopamamak hissi.

Bazen siyasi ya da sosyal bir öngörüde bulunuyorum. Kimi zaman gerçekleşiyor, kimi zaman da gerçekleşmiyor. Ama en azında ben ne düşündüğümü önceden belirtiyor, yazıyorum. Kimilerinin yaptığı gibi öncesinde susup sonra da, maç bittikten sonra bilgiç bilgiç konuşan futbol yorumcuları gibi, yuksek perdeden sallamıyorum.

Aikido için durgun zamanlardayız. Yaz ayları hep durgun geçer Aikido okullarımızda. Ama ben duramam, sürekli yeni projeler geliştirmeye çalışırım.

Başarılı da olurum. Sürekli büyüyen, güçlenen bir sistemin kalıcılığını sağlamak için de bunu yapmak zorundayım.

Ülkemizde bölünmüşlük her alanda olduğu gibi Aikido’da da var. Maalesef bu işe bir ömür adamış hocalar olarak bir araya gelemedik.

Ancak bu birleşme , bir araya gelme mutlaka bir gün gerçekleşecek. Ve bu birleşme yukarıda değil aşağıda olacak.

Bugün tek başına faaliyet gösteren küçük küçük Aikido okulları doğru buldukları kişilerin etrafında bir araya gelecek ve büyük bir birliktelik ortaya çıkacaktır.

Fizik prensibidir; Büyük kütle küçük kütleyi kendine doğru çeker.

Bu prensip Aikido’da da işleyecek ve dağınık durumdaki okullar kendilerine duygu ve düşünce olarak yakın buldukları büyük organizasyonların birine dahil olacaklardır.

Defalarca belirttiğim gibi gelişmiş ülkelerde herkes bir organizasyonun çatısı altına girmeye çalışır. İçinde bulundugumuz ortadoğuda ise bölünmüşlük, parçalanmışlık esastır.

Bu nedenle bu coğrafya hiçbir zaman güçlü ve dünyada söz sahibi bir konum elde edemiyor.

Bu bölünmüşlük büyük güçler tarafından destekleniyor, teşvik ediliyor. Çünkü bölündükçe, hepimizin iyi bildiği gibi, yönetmek de kolaylaşıyor.

Ego yüklemesi yapılarak insanlardaki BEN fikri BİZ fikrinden üstün tutuluyor.

‘Ben hiç bir yere bağlı değilim’ diye övünülen durum aslında bir çaresizliğin, güçsüzlüğün ifadesidir bence.

Başında bulunduğum UAO, ortak idealler ve prensiplerde buluşacağımız her Aikido okuluna, Aikidocuya kapılarını açık tutmaktadır.

Gelin, bir araya gelelim.

Gelin, birlikte çalışalım.

Gelin, birlikte büyüyelim.

Ve gelin, birlikte mutlu olalım.