Mustafa Aygün'den

Mustafa Aygün'den

Korkunç bir ülke ve korkunç bir toplum olduk. Laf olsun diye söylemiyorum. Kötü kalpli, hain bakışlı, karanlık insanların ülkesi olduk adeta. 

Mutluluk terk etti gitti bu ülkeyi. Soysuzluk, alçaklık, kalleşlik yerleşti baş köşelere. Kanun oldu kötülük, kural oldu kalleşlik, töre oldu ihanet. Bu ülke sanırım bir daha mutlu insanların ülkesi olamayacak. Her yönetim kademesine yetersiz, yeteneksiz insanlar geçti oturdu. İşlerin başında gevrekçe gülen, zekasına, cehaletine, kültürsüzlüğüne bakmadan akıl veren insanlar çöreklendi.

 Kitap okumayan, şiir nedir bilmeyen, espiriden anlamayan, yemek yemeyi bilmeyen, su içmeyi, oturmayı, kalkmayı, söze girmeyi ve susmayı, lütfen demeyi, teşekkür etmeyi  ve haddini bilmeyen insanlar sardı her yanı. 

Yönetim kadrosuna yerleşen bu insanlar üredikleri değerler ışığında bir nesil yetiştiriyorlar çok hızlı bir şekilde. Eskiden de vardı bunlardan. Ama kenarda köşede sinmiş yaşarlardı. Şimdi ortalıktalar. Meydanların, otobüslerin, metroların, okulların, makam ve mevkilerin tam ortasındalar. Ve yönetmeye çalışıyorlar herkesi. Artık bünyem kaldırmıyor. Kusmak geliyor içimden. Laf olsun diye söylemiyorum, gerçekten midem bulanıyor ve kusasım geliyor. Çok kötü bir ülke olduk biz. Acaba dönüşümüz olabilecek mi ?

Eylül ayına geldik. Eylül ayı mutluluk ayı değil midir?

Yaz keyfi bitmekte ama hafifçe serinleyen havalarla, kolaylaşan günlük yaşam ile ve sevdiklerimize kavuşmanın keyfi ile mutluluk ayı oldu Eylül benim için hep. Ama şimdi mutsuzum. Mutluluk bir iken mutsuzluk binbir oluyor. Kötülük, seviyesizlik hep olmuştur. Ama ilk kez egemen güç oldu artık her yerde ve her kurumda. Aikido yaptığım toplulukta huzuru buluyordum. Mutluluğu buluyordum. Ama o kadar çok engel çıkıyor ki baş etmekte zorlanıyorum. Her an bir sorun başgösterebiliyor. Tam birisini hallediyorsun, gün geçmiyor ki bir başkası boy göstermesin.

Kıskanıyorum. Avrupa’daki Aikido Hocalarını kıskanıyorum.

Benim yaptığımın çok ama çok daha azını yaparak çok daha rahat ve mutlu bir hayat yaşıyorlar. Daha fazla değer görüyorlar. 

Kendimce çok fedakarlık yaptığımı düşünüyorum ülkemdeki Aikido için. 

En az alıp en çok verdiklerim en karaktersizler çıktı. Dojomda, evimde, soframda yer verdiğim, ücret almadan ve hatta çoğu kez üstüne ücret vererek Aikido öğrettiğim kişiler en kişiliksiz olanlar çıktı. Bundan böyle herhalde hiçbir zaman uchideshi almayacağım. Bundan sonra hiçkimseye karşılıksız Aikido öğretmeyeceğim. 

Öğrettiğim Aikido sadece bir takım fiziksel Aikido teknikleri değil çünkü. Elimden geldiğince 52 yıllık yaşamımın birikimini aktarmaya çalışıyorum. Ama görüyorum ki bu konuda başarısız olmuşum. Gerçi böyle bir ülkede başka türlü bir insan yapısı bulmak oldukça zor. 

Ama diğer yanda Aikikai’nin benden istediği organizasyon bilgilerini hazırlarken gördüm ki ne çok arkadaşımla da uzun ama çok uzun yıllardır hiç sorunsuz, keyif dolu bir hayatımız olmuş. Ne çok güzel an yaşamışız. Baktım ki şu an aktif olarak çalışan çocuk ve büyük toplam yaklaşık 600 kişilik bir gurubuz. 100 e yakın aktif siyah kemereli arkadaşım var. Elbette bu sayı zaman içerisinde 10.000 in çok üzerindedir. Ben bugun halen okullarımızda aktif olarak mindere çıkan, aikido yapan sayıdan bahsediyorum. Bu yüzlerce pırlanta arkadaşımı düşününce de ‘ ohh bee iyi ki bunca yılımı aikidoya vermişim’ diyorum. 

Çok güzel günlerde birlikte geçireceğimiz zamanlara şimdiden selam olsun. 

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun. Devlet kutlamasa da bizlerin en büyük bayramıdır.