Mustafa Aygün'den

Ahmet Berkol Ökten benim hocamdır. Kumagai Kenji Şihan’dan önceki hocamdır. Hatta hep hocamdır. Büyüğümdür. Çok şey öğrendim ben ondan. Doğrularından da öğrendim yanlışlarından da.

1977 yılında Ahmet Berkol hocamın yanında Karate çalışmaya başladım. 1979’dan sonra da Judo çalıştım hocamla. Ta ki 1983 yılında Aikidoya başlayana kadar.

Pek çok arkadaşım dışarıda otururken bana dojoda farklı bir yapıya büründüğümü ve dojoda benden çekindiklerini söylerler. Doğrudur. Çünkü dojoda ben Mustafa Aygün’ün ötesinde, bir emanet taşıyan ve bunun gelecek nesillere doğru olduğuna inandığım şekilde aktarmaktan sorumlu bir kişiyim.

Dojodaki disiplinim Japon Hocadan çok Ahmer Berkol Ökten hocamının eseridir, emanetidir.

Bu, okullarımdaki arkadaşlarımı olduğu kadar beni de disipline eder.

Japonya’ya ilk gittiğim 1989 yılında, 4. Ayımın sonunda artık Türkiye’ye dönüş zamanım gelmişti. Ders yaptığım şehirlerde ve okullarda bana küçük küçük veda partileri düzenliyorlardı. Sevmişti insanlar beni Japonya’da. Ders yaptığım okulların arasında en çok sevdiğim ve sevildiğim yer her halde Tokyo yakınlarındaki Saitama şehrinin Omiya kasabasındaki Aikido okulu idi. Başında Içizuka Şihan’ın olduğu bu okul tam bir aile yuvası idi.

İçizuka Şihan’ı bir kaç sene önce çok ani bir şekilde pankreas kanserinden kaybettik.

Omiya dojonun veda yemeğinde yedik, içtik, bol bol fotoğraf çektirdik. Sorular sordular, cevap verdim.

Sorulardan birisi şu oldu; ‘ Mustafa San ülkene döndüğünde Aikido yapmaya devam edecek misin ? ‘ 

Yaklaşık 30 kişi vardı veda partisinde. Hepsi bana bakıyordu.  Onlara dedim ki ;

‘Ben aikido öğreneyim diye başta hocam Kumagai  olmak üzere pek çok kişi zaman, para ve emek harcadı. Benim onlara bu borcumu ödemem gerekiyor. Ama nasıl ödeyeceğim ?  Onlara para veremem. Onlara Aikido öğretemem. Benim için harcadıkları zamanı geriye hiç veremem. 

Benim borcumu ödemenin bir tek yolu var. Hocalarımın bana verdiklerini başkalarına aktarmak. Ancak borcumu böyle ödeyebilirim.’

Bu cevabım çok beğenildi. Takdir dolu bakışlarla şerefime kadehler kaldırıldı. Japonca aralarında beğeni sözcüklerini tekrarladılar.

Ve ben 1989’ dan beri bu sözümü yerine getirmeye çalışıyorum.

 

Yazıma başlarken Ahmet Berkol Hocam ile giriş yapmıştım. Benim için önemini anlatan bir olay ile devam edeceğim.

Yıllar önce Aikido ilk kez federe oldugunda Judo Federasyonuna bağlanmıştı. Judo federasyonu başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek idi.

Sayın başkan ile kısa bir süre sonra anlaşmazlığa düşmüştük. Karşılıklı şikayetçi olmuştuk. O günlerde Ahmet Berkol hocam da başkan ile karşı karşıya gelmişti.

Bir gün Ahmet Berkol hocam ile bu olaylardaki genel stratejimiz konusunda konuşurken bana bir şey söyledi. Dedi ki ;

‘Benim elimde başkana karşı kullanabileceğim çok önemli bilgiler var. Ama kullanamam. Çünkü ben bu bilgileri elde ettiğimde biz onunla dost idik ve dostlugumuzdan dolayı o kendini benden koruma ihtiyacı duymamıştı. Bu nedenle ben şimdi bu bilgileri onun aleyhinde kullanamam.‘

Bu çok önemli bir yaklaşım idi. Bunu ancak şövalye ruhlu insanlar anlayabilirler. 

Uygulamak için şövalye ruhun yanı sıra adam gibi adam da olmak lazım ki bu günümüzde az bulunan bir özellik.

Yıllarca dojomda eğitim verdiğim, yemek verdiğim, üstüne para verdiğim, evimde misafir ettiğim insanların karaktersizlerini gördükçe hep bu örnek aklıma gelir.

Ve hep kendime derim ki; adam olmak öyle çok da kolay değil. Herkesin de harcı değil.

Dünya, yüce gönüllü insanların varlığı uğruna hala dönüyor.

Sevgi ve saygılarımı sunarım sevgili kardeşlerim.

Mustafa Aygün